müzik defteri sabah’ta

trendometre_muzikdefteri_

Severek takip ettiğim trendometre‘nin yazarı Yaprak Aras Şahinbaş, Sabah gazetesinin bugünkü Cumartesi ekinde müzik defterinin bir haberine yer vermiş. Konusu geçen yazıyı okumak isteyenler burayı tıklayabilir.

Yayınlandı:  on Ekim 31, 2009 at 12:39 pm Yorum Yapın
Tags: ,

yellow bird projesi

clap_your_hands_say_yeah_1

Yellow Bird Project Montreal kökenli bir hayır projesi. Hayır kısmı ise şöyle işliyor: hepimizin çok yakından takip ettiği indie rock müzisyenleri YBP için her biri tek ve özel tişörtler tasarlıyor. Bu tişörtlerin satışlarından elde edilen gelirler ise Art for Change, The Teenage Cancer Trust, WWF, Safe Space, The Nature Conservancy, Free Arts for Abused Children gibi her biri birbirinden değerli hayır kuruluşlarına bağışlanıyor. Her müzisyen / tasarımcının tasarımını ve alacağınız tişörtün hangi kuruma bağışlanacağını da sitenin pratik tasarımı dahilinde görmek mümkün.

Tişört dışında yaptıkları bir muhteşem proje daha var: The Indie Rock Coloring Book. Evet, yanlış duymadınız; indie rock boyama kitabı… İllüstratör Andy J. Miller, 32 sayfalık bu kitabın hakimiyetine sahip olan isim. Indie rock müzisyenleriyle bir boyama kitabı nasıl olur derseniz; Broken Social Scene labirentleri, Clap Your Hands Say Yeah’nin karnavali, Bon Iver’in büyüleyici su rezervi, MGMT’nin psychedelic oyun alanı, Devendra Banhart’ın kuşları, Rilo Kiley’nin ‘saç bekleyen’ suratları; Yeah Yeah Yeahs’in konser seyircileri… Ayrıca Iron & Wine, Bloc Party, The National, Andrew Bird gibi isimler de sürprizler arasında…

indie_boyama_kitabi_5

İşin tişört kısmında ise kimler var kimler… Au Revoir Simone, Bon Iver, Broken Social Scene, Clap Your Hands Say Yeah, Devendra Banhart, Elvis Perkins, Hayden, Holly Throsby, Joseph Arthur, K-OS, King Creosote, Laura Veirs, Little Boots, My Brightest Diamond, New Pornographers, Of Montreal, Ra Ra Riot, Rilo Kiley, Stars, The Dears, The Magic Numbers, The National, The Shins, Wolf Parade, Wolfmother

Boyama kitabının içinden birkaç sayfa ve özel tasarım tişörtlerin bir kısmını görmek için yazının devamını; projenin tamamını görmek için yellow bird project’i; bana yılbaşı hediyesi ne alacağınızı düşünüp bir türlü karar veremiyorsanız da burayı tıklayın!

((devamı için tıklayın))

Yayınlandı:  on Ekim 30, 2009 at 7:55 pm Yorumlar (1)
Tags:

grunge

 

grunge_michael_lavine_1

Kısa ömürlü grunge akımın anlatan fotoğraflardan oluşan bir kitabı hazırlasa hazırlasa Michael Lavine hazırlar, yazsa yazsa da Thurtson Moore (Sonic Youth) en güzel anlatırdı herhalde. Kapağında da olsa olsa en güzeli Kurt Cobain olurdu herhalde. Kitabın adı da en sadesinden ‘Grunge’…

Sub Pop Records’un adamı Michael Lavine, portre ve müzik fotoğrafçılığı hayatında birçok isimle çalışmış bir fotoğrafçı… Rock ve alternatif objektifinden bakarsak; Nirvana, Sonic Youth, Soundgarden, Pavement ve Dinosaur Jr. gibi isimlerin albüm kapaklarını çekmişliği var. Hip hop objektifinden bakarsak; Puffy, Lil’Kim, Foxy Brown, The Wu Tang, Notorious B.I.G’in albüm kapaklarını çekmişliği var. Dergi sayfalarına baktığımızda ise onun portre fotoğraflarını Vogue’da, Esquire’da, People’da veya Fox’da görüyoruz…

Kitaba dönersek… 80’lerin başından 90’ların yarısına kadar süren grunge akımını farklı açılarla görebileceğimiz kitapta; Pacific Northwest, Nirvana, Soundgarden, Pearl Jam; kısacası Thurston Moore’un tahminimce çok keyifli şekilde kaleme aldığı Seattle punk gençliği yer alıyor. Akıma öncülük eden gruplar, alt kültürün nasıl sömürüldüğü, grunge’ın sert tepkisi, ve kuşkusuz akımın en büyük temsilcisi Kurt Cobain’in aramızdan ayrılışı…

Grunge dolu dolu, siyah beyaz, ünlü ünsüz 160 sayfa… Özellikle, akıma şahitlik etmiş olan her müzikseverin kütüphanesine şart!

((kitaptan kareler için tıklayın))

take away performanslar

blogotheque

Daha önce Lykke Li ve El Perro Del Mar’ın San Francisco sokaklarındaki performansını müzik defterine koymuştum. Ama blogotheque ekibini çok da araştırmamıştım. Ama bugün sitelerinde girdiğimde ve birkaç röportajlarını okuduğumda aslında ne kadar mükemmel bir proje olduğunu fark ettim..

 

Paris’te yaşayan bu guerilla ekip, müzik ve filmi sokaklarda, değişik mekanlarda bir araya getiriyorlar. Take Away Shows adı altında çektikleri bu canlı performansların özelliği farklı mekanlarda, spontane olmaları. Seçtikleri isimler de, çektikleri mekanlar da çok etkileyici! Bir asansörün içinde Arcade Fire, bir gitar dükkanının içinde Eric Truffaz, Teksas sokaklarında bir kamyonetin arkasında Jose Gonzales, nehrin ortasında bir teknede French Cowboys, kocaman bir mutfakta Efterklang, hareket halindeki bir minibüsün içinde Vampire Weekend, tuvalette Grizzly Bear veya süpermarkette Bowerbirds performansı izlemeyi kim istemez?

 

Fikir ortaya şöyle çıkmış.. Proje sahipleri Moon ve Chryde, Arcade Fire’ın Paris’teki konserinde sahneden inip herkesle birlikte sokağa çıkmasından ve performansını sokakta sergilemesinden çok etkilenmişler. “Aslında hepimizin müzikten istediği bu” diye düşünüp, Blogotheque’i, 2006 yılında kurmuşlar. 

 

“La blogotheque presente un concert a emporter” ibaresiyle açılıyor tüm video’lar. Ve her videonun çekim hikayesini okuyabiliyorsunuz site üzerinden..

 

Take away show’ların birkaçından bahsedeyim…

Yo La Tengo - Sokaklarda çocuklar eşliğinde With a girl like You, tek kelimeyle muhteşem bir performans (ekip de onları best of the best olarak ifade ediyor)

Eric Truffaz - Nobody Puts Baby in the Corner’ parçasının performansını bir gitar dükkanının içinde gerçekleştiriyor.

My Brightest Diamond - büyüleyici bir performans; ormanda ağaçların arasında yalnızda ksilofon eşliğinde bir Disappear performansı veya New York’ta suyun ortasında L’Hymne A L’Amour seslendirişi izlemeye değer.

Sebastian Tellier - Şahane! Belfort’ta gece nehirde bir iskelede, ateşlerin arasında eğlenceli bir performans.

Animal Collective - Alışveriş arabaları ve kukalarla Animal Collective’e yakışır bir performans.

Patrick Watson - Ekibiyle birlikte cadde üzerinde bir camekanın içinde veya metroda veya gece sokaklarda etkileyici performanslarını sergiliyor.

Architecture in Helsinki - gümbür gümbür bir şov. Heart it Races’ı apartman pencerelerinden sokağa bağırarak seslendiriyorlar. Sadece biraz daha iyi çekilebilirdi sanki..

Fleet Foxes - Armonilerini en güzel yankıyı veren Grand Palais’de sergiliyorlar.

Jose Gonzales - Teksas sokaklarında, hareket halindeki bir kamyonetin arkasında Hints’i seslendiriyor

Sigur Ros - La Closerie des Lilas’nın içinde Vid Spilum Endalaust performansı çok keyifli.

French Cowboys - ‘A Sall Away Show’ bu kez.. Nehrin ortasında bir teknede çok keyifli bir performans.

Vampire Weekend - Otoparkta Kids Don’t Stand A Chance performansı veya hareket halindeki bir minibüsün içinde Mansard Roof seslendirişler çok keyifli.

Beirut - Paris sokaklarında kalabalık orkestrasıyla kur dolu performansı çok güzel.

Arcade Fire - Bir asansörün içinde Neon Bible seslendiriyor. Mutlaka izlenmeli.

Efterklang - Grafitilerle dolu duvarların arasında, merdivenlerde Mirador performansı veya Bottom of the Hill mutfağında Echo Wave performansı çok güzel.

Lykke Li ve El Perro Del Mar - San Francisco sokaklarında After Laughter, Dance Dance Dance ve Somebodys Baby düetlerini yapıyorlar.

Grizzly Bear – Küçücük bir tuvalette Shift’i seslendiriyor veya Paris sokaklarında yürüyen bir a capella korosu olarak The Knife’ı söylüyorlar.

Tom Jones – Otel odasında We Got Love, If We Should Ever Leave You, Green Green Grass of Home parçalarını seslendiriyor.

Bloc Party – Bar kapısının önünde This Modern Love’ın akustik performansını sergiliyor.

Stephen Malkmus - Kapanmış bir barın içinde, ters çevrilmiş sandalyelerin arasında We Can’t Help You seslendiriyor.

St Vincent – Çatı katı bir odada yatağın içerisinde Marry Me parçasını seslendiriyor.

Xiu Xiu – şişeler, kutular ve bilimum aparatlarla değişik bir Improvisation performansı gerçekleştiriyor.

 

Bu yazdıkların sanırım sitede bulunan performansların sadece 4′te biri.. Diğerlerini bizzat vatanında görmek üzere buraya tıklayın..

 

Favori videolarımı eklemek istiyorum ama liste çok uzar. O yüzden sadece birkaçını aşağıda ekliyorum, izlemenizi şiddetle öneriyorum. Yakında dvd de basarlar herhalde.. Basarlarsa her müzik severin koleksiyonuna gireceğinden eminim! Peki ben Blogotheque olsam kimi nerede çekmek isterdim acaba? Bunu bir düşüneyim…….. 

(videoları izlemek için tıklayın)

bunny munro

bunny

‘Bunny Munro’nun Ölümü’ne fena halde sardım, müzik defterini unuttum… Birkaç sene önce ‘Eşek Meleği Gördü’yü de okumuştum ama bu kadar kaptırmamıştım.. Chuck Palahniuk’u özlediğimi de hatırladım, neyse.. Bunny ile tanışın bence..