Jenn Wasner’ın vokali ne kadar iyimser ve yumuşaksa, Andy Stack’ın enstrümanlarla ona yanıtı bir o kadar karamsar ve sert. Wye Oak yeni albümü ‘The Knot’ ile bol melankoli ve bol gürültü yaşatıyor.
Baltimore’lu ikili Jenn Wasner ve Andy Stack, yani Wye Oak, sessiz sedasız ikinci albümünü yayınladı. Arcade Fire, Camera Obscura, Buzzcocks, Caribou, Dinosaur Jr, The Essex Green ve The Magnetic Fields gibi nice toplulukların plak şirketi Merge Records’la çalışan Wye Oak 90’ların indie-rock müziğini yine kulaklarımızda canlandırıyor.
Melankolik tavırlarıyla bilinen ikilinin ilk albümü ‘If Children’ da geçtiğimiz yıl Merge Records tarafından yayınlanmıştı. Yeni albüm ‘The Knot’ diğerine göre daha karanlık, daha derin. Dağılmakta olan ilişkileri konu alıyor; ki bu yabancı oldukları bir konu değil. ‘If Children’ da yaşamın zorluklarıyla ortaya çıkmıştı. Şimdi ‘The Knot’ bu atmosferi devam ettiriyor; ama tekrarlayalım, daha kötümser ve çok daha melankolik bir tavırla…
Albüm şarkı sözlerinin yanı sıra melodilerde de beklenmedik anlar yaşatıyor, sıklıkla şaşırtıyor. Bol inişler ve bol çıkışlar var. Biraz fazla tekrarlar ön plana çıksa da Jenn’in özgün vokali kararlı karakterini ortaya koyuyor ve şiddetle öne çıkıyor. Sesi Yo La Tengo’dan Georgia Hubley’i oldukça andıran Jenn Wasner’in vokal kreşendoları, tekrar eden pasajları ve gürültülü gitarları; Andy’nin usta davulu ve gizemli synth’leri ile muhteşem bir uyum içinde akıp gidiyor; aralarda beklenmedik tonlar yaşatıyor. Beklenmedik tonların içinde neler var derseniz; zaman zaman keman, zaman zaman korna gibi ilk albüme nazaran farklılık gösteren zengin bir enstrüman ailesi… Wye Oak’ın yeni albümünün monoton vokaller dolayısıyla My Bloody Valentine, karmaşık enstrümanların yarattığı hissiyatlar dolayısıyla da Godspeed You! Black Emperor’a benzetmek mümkün… Böylece ortaya dikkati iyice vererek dinlemek gereken, detaylarla dolu bir albüm çıkıyor.
Albüm dramatik bir açılış yapıyor. ‘Milk and Honey’ zil sesleri, el çırpmaları, ikilinin armonisi üflemelilerin ağıtı ve kesik kesik gelen davul ile oldukça davetkar… Ama albümün temposu bu şekilde devam edecek sanılmasın, çünkü albümde eşi benzeri olmayan bir parça bu. İkinci parça ‘For Prayer’ı özetlemek gerekirse; Jenn’in yumuşak sesine karşılık veren sert gitarlar diyebiliriz. Yumuşak bir akustikle başlayan ve dingin bir şekilde devam eden parçada ara ara zillerle birlikte gürleyen davullara ve yükselen gitarlara şahit oluyoruz. Ama bu parçanın bir sonraki parça ‘Take It In’ gibi Jenn’in vokal karakterini; karakteristik vurgulamalarını ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Albümün öne çıkan bu üçüncü parçası da yine yumuşak ve defalarca tekrar sunan vokalin arasına giren asabi gitarlar dinletiyor.
‘Siamese’ yine albümün öne çıkanlarından; iç açıcı, ama bazen de oldukça iç karartıcı… Aşkla ölümü birbirine geçirerek anlatan dokunaklı sözlere sahip; “Cause If you leave or I leave you / I lose my life and lose you too”… Çok keyifli bir keman solo, zaman zaman detone efektler duyuyoruz.
Albümün yıldızı ‘Mary Is Mary’ yine Jenn’in vokaldeki vurgularını 7 buçuk dakika boyunca aklımıza kazıyan bir parça. Her dinleyişte daha da keyif veren ‘Mary Is Mary’nin atmosferi biraz ‘Take It In’i andırıyor. Girişinde gayet dingin ve soğukkanlı; finalinde ise oldukça sert. Sözler malum; dokunaklı… Tam bu arada ‘Milk and Honey’deki düeti özlemiş olanları düşünmüş olsalar gerek, albümün yıldızının ardına Jenn ve Andy’nin görkemli armonisini, ‘Tattoo’yu koymuşlar. Gitar anlamında ilk albümlerini oldukça andıran bu parça piyano ve ikilinin vokaliyle dinamik bir tempoya sahip…
Yine etkileyici sözleri ve vokaliyle akustik ve ritmik bir şekilde başlayan dokuzuncu parça ‘That I Do’ ikinci yarısına geldiğinde büyük bir patlamaya dönüşüyor. Keman, gitar ve davulla bizi şaşaalı bir finale hazırladığının sinyalini veriyor. Ve final geliyor… Tahmin edildiği gibi güçlü bir kapanış… Akılda kalıcı güzel bir melodiye sahip ‘Slight Flight’ Jenn’in muhteşem vokali ve davulların ihtişamı, ardından gitarın girişi, hemen ardından davulun düşüşü ve kemanın yükselişi ile güçlü bir enstrümantal dinamizm yaşatıyor.
Albümün kaybolup giden parçaları ise yankılarıyla ‘Talking about Money’ ve ardı ardına vokalleriyle ‘I Want For Nothing’. Albüme sıkıcı süsü veren bu iki parça dışında bakıldığında Merge Records yine güzel iş çıkarmış diyebiliriz.
Wye Oak ‘If Children’ın ardından ‘The Knot’ ile bir büyük adım daha attı. Merge Records’un da tüm desteği ile bir sonraki albümde çok daha büyük bir zıplayış yapacağı gidişattan belli…
www.monomundo.com ‘BEATNIK’ dergisinin 10. sayısında yayınlanmıştır.
