Imogen Heap, sesiyle ve müziğiyle kendine özgü olduğu gibi, ‘özgün’ hayran kitlesine de sahip bir Londralı. 4 yıldır bu kitle onun bir ses çıkarmasını bekliyordu; o da suskunluğunu ‘Ellipse’ ile bozdu.
Onun boğuk tonlu, ağır İngiliz aksanlı vokalini tanımayan yoktur. Imogen Heap, mutlaka bir şekilde çıkmıştır müzikseverin karşısına. Ya ‘Come Here Boy’, ‘Hide and Seek’ gibi solo parçalarıyla, ya OC, Heroes gibi dizilerin soundtrack’leriyle, ya da Urban Species ile birlikte ‘Blanket’da veya Jeff Beck, Way Out West, John Hopkins gibi isimlere ettiği eşliklerle… Ama onu aklımıza getiren en bilinir müzik projesi Frou Frou’dur şüphesiz; Guy Sigsworth ile birlikte yarattığı kısa ama öz özgeçmişli topluluk…
Çekici sesli bu tatlı İngiliz kadın onca müzik macerasının içinde ilk solo albümünü ‘I Megaphone’ adıyla 1998 yılında yayınlamıştı. Aralara serpiştirilen az önce adı geçen projelerden sonra 2005 yılında ‘Speak Yourself’ adlı ikinci albümünü çıkarmıştı. Bu albümle birçok kadın vokal hayranının liste başlarına yerleşmişti. Gerçekten de eşi benzeri zor bulunacak bir sese sahip Imogen Heap dört yıl süren sessiz bir aradan sonra üçüncü solo albümü ‘Ellipse’i de geçtiğimiz günlerde yayınladı.
Ellipse oldukça geniş bir kapsama sahip. Dinleyeni bazen bir masalın içine atıyor, bazen Afrika’da, bazen de Asya’da bir yerlere bırakıyor. Zaten albümün kayıt haritasında Hawaii, Fiji, Tayland gibi farklı noktalar var. A capella’lar, piyanolar, flütler, detaycı efektler, kemanlar; hepsi albümde farklı parçalarda, farklı atmosferlerle karşımıza çıkıyor. Onun videolarını izlemiş olanların da yakından tanıyacağı Imogen Heap’in sınır tanımayan enstrüman ve ses deneyimleri yine bu albümde bolca göz kırpıyor.
Albüm, aynı zamanda çıkış parçası olan ‘First Train Home’ ile tempolu bir açılış yapıyor. Parçanın “First train home / I’ve got to get on it” nakaratı akıllara kazınıyor. Dinamik açılışın ardından‘Wait It Out’ adlı ikinci parça geliyor. Bu kez daha dingin bir tempo, zamanın herşeyi iyileştirmesini konu alan sözler ile… Atmosfere uygun olarak keyifli bir a capella ile açılan parça, yumuşak piyano ile devam ediyor.
A capella üçüncü parçada da devam ediyor. ‘Earth’ hem albümün Afrika tınılarını hissettirmeye başlayan, hem de “You’re only what you give back” gibi sözleriyle doğa dostu mesajları ileten parça. Aynı şekilde Afrika tarzı yodelleri ufak ufak duyduğumuz bir diğer parça da albümün 5 numarası ‘Swoon’. İkinci dakikasından itibaren daha da yükselişe geçen ‘Swoon’da albümün dinamik etkisini yine hissetmiş oluyoruz.
Nasıl ki Afrika teması çok sesli vokallerde karşımıza çıkıyor; benzer şekilde Asya ezgileri de flüt gibi enstrümanlarla kendini hissettiriyor. Örneğin ‘Tidal’; albümün altıncı parçası… Zaman zaman fondaki melodisiyle, parçanın sonlarına doğru da Hindustani vokaller ile elektronik bir Doğu seyahatine çıkarıyor. Benzer bir seyahat albümün kapanışında da yaşanıyor. ‘Half Life’ta Imogen Heap’in başka bir vokal tonunu yakalıyoruz. İncecik sesine uzaklardan gelen bir piyanonun yanı sıra, bazen flütle bazen de armonilerle karnatik dokunuşlar ekleniyor.
Albümün yıldızlarına bakarsak… ‘Bad Body Double’ bence ‘Ellipse’in en çok parlayanı. Nefes sesleri, etkileyici efektleri ve Heap’in Londra aksanı ile ‘seksi’nin müzikal karşılığını veriyor. Sözleri ise bu seksapelin özgüvenine tamamen tezat şekilde; kendinden hiç memnun olmayan bir kadını anlatıyor. Tekerlemevari sözlerle: “Hi there to my bad body double / Mm, I’ve got bad body double trouble”… Diğer bir yıldız parça da ‘Little Birds’. Ksilofon synth’lerinin yarattığı dijital ambiyansa eşlik eden yumuşacık vokal ile uzaydan gelen dijital bir ninni gibi… Sekizinci parça ‘2-1’ da albümün hüzünlü yıldızı. Duyguları harekete geçiren müzikal bir coşkuya sahip…
Onuncu parça ‘Aha’nın ise dinleyen herkesin gözünün önünde bir Tim Burton karesi canlandıracağı kesin… Ardarda ‘Lalalala’ları ve eğlenceli melodisi ile Imogen Heap sesinin birçok tonunu yine duymak mümkün. Finalinde ‘Oi’ şeklinde bir nokta ile sona eren parçanın ardından da albümün en huzurlu yanı ortaya çıkıyor. Ateş çıtırtıları ile başlayan ve muhteşem bir piyano solo ile devam eden 2 dakikalık çıplak parça ‘The Fire’… Piyanonun romantizmini aşkı ifade etmekte kullanan bir parça da ‘Between Sheets’. Ayrıca piyano soloların yanı sıra gitar ve keman sololara da rastlanıyor albümde. Buna örnek olarak da 12. ‘Canvas’ı verebiliriz. Afterlife tadında bir gitarla açılan parçanın sonunda da keman sololar devreye giriyor.
4 sene beklemeye değer bir albüm çıkarmış ortaya İngiliz aksanlı kadın. Canlı performanslarında görsel ve işitsel şaheserler yaratan Imogen Heap’in ‘Ellipse’ konserlerini – youtube’dan da olsa - izlemeyi bekliyoruz! Bir de küçük not; Heap’in iblog’unu, bu vesileyle evini, stüdyosunu mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.
www.monomundo.com ‘BEATNIK’ dergisinin 10. sayısında yayınlanmıştır.
