Yacht’ın mistik ve felsefi sembollerle dolu yeni albümü ‘See Mystery Lights’ melodik anlamda neşeli, enstrümantal anlamda Afropop, tekrar edici nakaratlarla monoton, etkileyici sözleriyleyse oldukça büyülü.
2002’de Young American Challenging High Technology’nin kısaltması Yacht olarak kuruldu. 2008’de iki kişilik bir oluşuma dönüştü, 2009’da gerçek formunu buldu. Jona Bechtolt’un solo projesine artık Claire L. Evans da katıldı ve ikili olarak ilk albümlerini DFA Records etiketi altında yayınladılar. DFA Records, James Murphy’nin sahibi olduğu; Prinzhorn Dance School, Hot Chip, Hercules and Love Affair ve haliyle LCD Soundystem’ı bünyesinde bulunduran bir plak şirketi… Onlar kendilerini ‘canlı performans müziği’ olarak tanımlıyorlar. İlham kaynakları ise farklı yerlerden çıkıyor karşılarına; Powerpoint sunumlarından tutun üç boyutlu seslere veya şamanistik videolara kadar. Performanslarının amacı farklı gruplardan insanları katarsisle ve arınmayla bir araya getirmek.
Optik yanılsama oyunu yapan yeni albümlerinin kapağı, albümün web sitesine girdiğimizde holografik bir şekilde karşılıyor bizi. Aralarda şimşek gibi çakan kelimeler: ‘knowledge, power, responsability’. Ve aralarda belli belirsiz seçilen, bu üç kelimenin birleşmesiyle ‘control’. Daha albümü dinlemeden insan sarhoş oluyor böyle bir karşılama karşısında…
Albümün hikayesine bakarsak… İki sene önce yaptıkları bir Batı Teksas turunda doğaüstü bir olaya tanıklık etmişler (Mafra, Mystery Lights). Bu olay üzerine din, ayinler ve gizem üzerine zaten var olan ilgilerini geliştirmek ve üzerinde çalışmak üzere Marfa’ya, Batı Teksas’a yerleşmişler. Buradaki deneyimlerin sonucunda da See Mystery Lights albümü ve Psychic City’nin ruhani videosu ortaya çıkmış.
Cennete veya cehenneme inanmıyorlar. Albümün şamanistik açılış parçası ‘Ring The Bell’in “Will we go to heaven or will we go to hell? / It’s my understanding that neither are real” şeklindeki sözlerinden anlaşılacağı üzere… Bir de bu sözleri ritmik marakaslar, tropik gitarlar ve ikilinin mantraları andıran vokalleri eşliğinde düşünün! Onların inandıkları bir şey varsa o da sonraki yaşam. Bunu da ‘Afterlife’ adlı parçalarında çok güzel bir cümleyle anlatıyorlar: “Death is not the end of this song”.
‘I’m In Love With A Ripper’ albümde bir orijinali, bir de party mix’i bulunan parça. Nine Inch Nails tarzı mash-up’lar gibi olmuş. Parça önce Jona Bechtolt’un T-Pain tarzı auto-tune vokaliyle açılıyor, yarısından sonra ise Claire L. Evans’ın vokali devralmasıyla U dönüşü yapıyor. ‘It’s Boring / You Can Live Anywhere You Want’ iki ayrı parçanın birleşmesiyle oluşan albümün 9 dakikalık orta direği. Öncelikle kuvvetli baslar, hızlı davullar ve post-punk pasajlarıyla birlikte ‘It’s Boring’ parçasıyla açılıyor. Ortalara geldiğinde ‘You Can Live Anywhere You Want’a bağlanılıyor ve hızlı tempo korunarak devam ediliyor…
Albümün öne çıkan parçası ‘Psychic City’ (Voodoo City) 1987 yapımı Rich Jensen kasetinden bir parça. Albümde 4. sırada Yacht’ın muhteşem cover versiyonunu, kapanışta ise Rich Jensen’in orijinal sesinden dinliyoruz parçayı: “Aya ya ya huah!” Parçanın tarz olarak alakasız olsa da derinlerden gelen melodiyle zaman zaman Modest Mouse ‘Float On’u andırdığını da belirtmeden geçmeyelim.
‘Summer Song’ 80’lerin synth teknoları gibi. Claire’in sonlara doğru ufak çığlıklarda kendini bulan vokaliyle öne çıkıyor. Parçanın anlamı da onlar için çok uğurlu. Çünkü bu parçayı LCD Soundsystem için yapıyorlar; James Murphy oldukça beğeniyor ve onları plak şirketinin bünyesine katıyor. Parça bana birilerini andırıyor, kimdi bu derseniz, size cevabı vereyim; Out Hud.
‘We Have All We’ve Ever Wanted’ Yacht’ın teknoloji karşıtı söylemlerini içeriyor; “Be careful with the downloading / Protect yourself from digital decay” şeklinde… Parça Jona Bechtolt’un konuşkan vokaliyle LCD Soundsystem’ı, hatta bizzat ‘Losing My Edge’i bayağı andırıyor. Sekizinci parça ‘Don’t Fight The Darkness’ albümün optimist ve mistik yanına ışık tutuyor… “Karanlıkla savaşma, ışığı getir, karanlık zaten yok olacaktır” şeklindeki ana fikriyle akıllara (hemen her Yacht işinde karşımıza çıkan) ‘Darkness, Light, Duration’ piramitlerini getiriyor. Parça Afrika kabilelerinden gelircesine vurmalı çalgılar ve tekrar edici nakaratlardan oluşuyor.
Fütüristik doğaçlamaları ve Claire’in arada çılgınlaşan vokali nedeniyle zaman zaman Tom Tom Club’a benzerliğiyle anılan Yacht, Tom Tom Club’ a yaklaşabilecek keyifli bir deneyim yaşatıyor, bu doğru. Devendra Banhart onlar için ‘megafiziksel’ gibi bir tanım yapmış. Vanity Fair dergisi ise Yacht için “Aerobik koreografisi, tahrik edici beat’leri ve akılda kalıcı mantralarıyla verdikleri enerji, karşı konulamaz derecede” diyor. Bizler de yaz keyfimizi playlist’lerimize eklenen bu 10 yeni parçayla sürmeye devam ediyoruz.
http://www.monomundo.com ‘BASATAP’ dergisinin 7. sayısında yayınlanmıştır.
