Bazı müzik adamları bir grupla yetinmiyor. Bazen iki, bazen üç projeye dahil olarak müzik zevkini bize farklı tatlarla yaşatıyor. İşte ortak elemana sahip oluşumlar; müziğin kesişen kümelerinden birkaçı…
CHK CHK CHK & OUT HUD
!!! bir diğer ifadesi Chk Chk Chk, yerinde duramayan bir grup. Bu Amerikalı enerji dolu müziğin elemanlarının yer aldığı diğer bir eğlenceli grup da Out Hud. San Fransisco’lu Out Hud, hem Chk Chk Chk’in bazı elemanlarına sahip, hem de onların tarzına en çok benzeyen müzik grubu olma özelliğine. Chk Chk Chk’dan bence daha güzel olmalarının sebebi de iki başarılı kadın vokale sahip olmaları. Malesef dağılmış olan grubun özellikle Let Us Never Speak of It Again albümü baştan sona dinlenmesi çok keyifli bir album.
COCOROSIE & METALLIC FALCONS
Cocorosie’nin herşeyi, iki kardeşi Bianca ve Sierra. Her ikisi de olağanüstü seslere sahip ama Sierra’nın eşsiz sesi, parçalara kattığı nitelikler tartışılmaz. Metallic Falcons ise Sierra’nın diğer bir grubu. Yine Sierra’nın sesiyle, üstüne bir de ürpertici melodilerle dinleyeni bambaşka yerlere taşıyan bir müzik grubu Metallic Falcons. Cocorosie’nin Biancası’nın yerini burada Matteah Baim alıyor. Matteah ve Sierra bir röportajında müziklerini ‘baby metal’ olarak nitelendirmişler. Cocorosie’nin yeri bambaşka, Metallic Falcons’un bambaşka…
LALI PUNA & THE NOTWIST
Lali Puna Valerie Trebeljahr isimli muhteşem kadın vokal ve keyboard’cuya sahip Alman grup. The Notwist’le ortaklığı ise grubun elemanlarından Markus Acher’in Lali Puna’da bas çalması. Her ikisi de başarılı Alman grupları ve her ikisi de muhteşem plak şirketi Morr Music kalite kontrollü. Güzel bir erkek vokal için The Notwist, karizmatik bir kadın sesi için ise Lali Puna tavsiye edilir.
GIRLS AGAINST BOYS & NEW WET KOJAK
Girls Against Boys nam-ı diğer GVSB 90′larımızı güzelleştiren Washington’lı grup. Özellikle Tropic of Scorpio hala her dinlediğimde bana aynı zevki yaşatan değerli bir albüm. Grubun elemanlarından Scott McCloud ve Johhny Temple’ın bünyesinde bulunduğu diğer bir 90′lar eseri Southern Records grubu New Wet Kojak ise tarzını “sleaze rock, perverse jazz, “noise rock” olarak tanımlıyormuş. GVSB’nin etkileyici vokallerine bir de saksafon sesi ekleyin, işte New Wet Kojak mükemmelliği.
DEATH CAB FOR CUTIE & THE POSTAL SERVICE
Ben Gibbard’ın yumuşak sesiyle melankolik bestelere sahip Amerikalı indie rock grubu Death Cab For Cutie ve diğer bir keyifli grup Dntel’in yapımcısı Jimmy Tamborello’nun bir araya gelerek oluşturduğu indie electro grubu The Postal Service da Ben Gibbard’ın dokunuşlarını hissettiriyor. Gibbard’ın sesiyle Death Cab For Cutie daha karamsar, The Postal Service ise daha enerjik anlar için.
ALICE IN CHAINS & MAD SEASON & PEARL JAM
Layne Staley’nin sesi beni her zaman etkilemiştir. Öncelikle Alice in Chains’in her bestesi ve her şarkı sözlerinin içinde. Artık aramızda olmayan değerli seslerden biri olan Layne Staley’nin Alice in Chains kadar güzel parçalara sahip diğer bir grubu da Mad Season idi. Mad Season aynı zamanda Pearl Jam’in gitaristi Mike McCready’yi de bünyesinde barındırıyordu. Her iki grup da birbirinden depresif ama aynı zamanda birbirinden huzur verici parçalara, gitarlara, vokallere sahip olarak güncel playlist’lerimizde bile her zaman baş sıralarda yerini alacak.
METRIC & BROKEN SOCIAL SCENE
Emily Haines’in sesiyle bütünleşmiş Kanadalı indie rock grubu Metric’in diğer bir Kanadalı grup Broken Social Scene ile yaptığı ortaklık da Haines üzerine. Güzel sesli Emily Haines aynı zamanda Broken Social Scene grubunda part time vokallik yapıyor. Hem piyano çalışı, hem sola albümüyle bilinen yetenekli ve güzel Emily Haines’in sesinin yer aldığı her proje dinlenmeye değer.
GODSPEED YOU! BLACK EMPEROR & A SILVER MT SION
Tanrı yolunu açık etsin siyah imparator! Godspeed You! Black Emperor, kısaca GYBE, her dinlediğimde kendimi dev bir orkestra karşısında hissettiren Kanadalı grup. Birbirinden uzun ve kasvetli, her biri bir film niteliğinde parçalara sahip GYBE’ın üyelerinden Efrim, Thierry ve Sopie’nin kurduğu A Silver Mt Zion da benzer güzelliğe sahip bir başka müzik şaheseri. Bu arada her iki grubun da album kapaklarına dikkat. İşitsel büyüleyiciliklerini görselliklerine de katıyorlar.
THE ALBUM LEAF & TRISTEZA
The Album Leaf gitarist Jimmy LaValle’in solo projesi olarak başlamış San Diego’lu bir müzik ziyafeti. Her parçası birbirinden keyif ve huzur dolu The Album Leaf’in herşeyi olan Jimmy LaValle aynı zamanda enstrümantal post rock grubu Tristeza’da gitar çalmakta. Tristeza da aynı şekilde The Album Leaf gibi güzel tınılara sahip, birbiri ardına durmaksızın dinlenebilecek parçalara sahip. Anlaşılıyor ki Jimmy LaValle gitarıyla ne işe kalkışırsa kalkışsın, o iş müthiş oluyor.
LABRADFORD & PAN AMERICAN
Labradford basta Robert Donne, gitar ve vokalde Mark Nelson ve keybord’da Carter Brown’dan oluşan bir post rock grubu. Başarılı gitar ve keyboard efekltlerine sahip grubun baş adamı Mark Nelson’ın solo müzik projesi ise Pan American. Pan American anlatılmaz yaşanır müzik projelerinden. Anlaşılıyor ki Mark Nelson da elini attığı her müzik işini başarıya dönüştürenlerden…
ERLEND OYE & KING OF CONVENIENCE & THE WHITEST BOY ALIVE
Müzik dünyasının en kendine özgü isimlerinden biri Erlend Oye. Norveçli müzisyenin hem solo albümleri var, hem yaptığı remix’ler, hem King of Convenience adında bir grubu, hem de The Whitest Boy Alive adlı başka bir grubu. Karakteristik bir sese sahip Erlend Oye’yi eğlenceli solo parçalarında, Eirik Glambek Bøe’nin huzur dolu sesiyle birlikte King of Convenience’da ve henüz ikinci albümlerini yayınlamış olan başarılı elektronik müzik grubu The Whitest Boy Alive’da dinlemek, hepsi ayrı bir keyif.
FOUR TET & FRIDGE
Kieran Hebden’in solo projesi Four Tet, experimental elektronik tarza sahip bir İngiliz müzik bandı. Kieran Hebden’in gitarıyla dahil olduğu diğer bir isim de post rock grubu Fridge. Aslında Fridge Hebden’in ilk projesi, Four Tet ise sonradan devam ettiği kişisel grubu. Her iki grupta da hüzün, yumuşak volümler ön planda. Her ikisi de dinlendirici, huzur verici özelliğe sahip.
BIKINI KILL & LE TIGRE
Riot grrrls deyince akla ilk gelen dişi punk gruplarından biri Bikini Kill’dir. Akla ilk gelen isim da şüphesiz grubun baş kadını Kathleen Hanna. Punk’ın önemli isimlerinden Kathleen Hanna, Bikini Kill’den sonra bir başka tamamı kadın punk grubunda yer alıyor, bu da Le Tigre. Bu hareketiyle eleştirilere de maruz kalan Hanna, hala Le Tigre parçalarının vokallerinde yer almaya devam ediyor.

























